KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIĞIMIZIN SORUNLARI

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIĞIN SORUNLARI

Ülkemizdeki küçükbaş hayvancılığın son 20 yıldaki gerilemesinin altında birden fazla neden bulunmaktadır.

Bu satırlarda nedenleri sıralayıp bu konuda neler yapılabilineceğini yaklaşık on beş günlük bir sürede katılıma açık tutmak, bir diğer deyişle sizlerin önerilerini de alarak sorunların çözümüne bir sentezle varmak istiyorum.

Ülkemizde küçükbaş hayvancılığın sorunlarını:

-Irk ıslah çalışmalarının yetersizliği
-Meraların alan ve kalite olarak yetersizliği
-Sürü yönetecek elemanların yetersizliği
-Hayvan hırsızlıklarına karşı yaptırım eksikliği
-Avrupa Birliğinde uygulanmakta olan desteklerin ya da benzerlerinin ülkemizde olmaması
-Yem fiyatlarının yüksekliği
-Ürünlerin Pazara gelene kadar geçen süreçteki aracıların fazlalılığı

diye sıralıyabilirim.

Yukarıda belirttiğim yedi sorunun dışında, sorun olarak gördüğünüz başlıkları ve bunların çözümüne yönelik önerilerinizi iletecek olursanız,çözüm ile ilgili sentezlemeyi de birlikte yaparız diye düşünüyorum

Posted in Genel | 1 Comment

KEÇİLER

Hayatımızda keçiyle geç karşılaşmış olsak bile bir çoğumuz daha hayatınızın erken çağlarında çevremizdekilere yaptığınız ilk ya da ikinci karşı koymamızda damgayı yemişizdir.

“KEÇİ GİBİ İNATLAŞMA”

Ne gariptir ki insanoğluna yararlı olan bir sürü hayvan insanlar arasında kötülük yakıştırmasında kullanılır, can dostlarımız, köpek, at, eşek ve keçi bunların en başında gelenleridir.

Eşek KAFALI ! İt HERİF!

Diğer taraftan insana ne kadar yardımcı olduğu tartışılan bazı hayvanlarda insanlar için iyilik, güzellik yakıştırmasında kullanılır

Aslan oğlum, kaplan babam, tilki dostum ya da canavar kızım benim!

Ben oldum olası keçileri sevdim ama, TEKE lerin kokusundan da hiç hoşlanmadım. “Hani teke gibi kokuyor” denilmesini yadırgamayanlardanım.
Keçinin insanoğlunun evcilleştirdiği ilk hayvan olduğu öne sürülür.
Keçiler insanlara çok uzun zamanlardan beri süt, yağ, peynir ve et temin ederler. Tevratta adı geçen su ve şarap kaplarının keçi derisinden yapıldığı rivayet edilir.

Okumaya Devam Et

Posted in Keçiler | 4 Comments

Koyun

Sevgili Dostlar,

Benim koyun kuzu ile tanışmam bana göre İstanbul Fatih /Çarşamba- Fethiye deki Fal sokakta 6 numaralı evin bahçesinde başladı. Ama annemin ve babamın anlattıklarına göre daha 28 aylıktan daha küçükken kuzu çobanlığı ile başlamış. Babam ve annem beni Makedonya – İştipte evin bahçesinde aradıklarında bulamamışlar ve evin bitişiğindeki hastahanenin bahçesinde otlar içinde sürüklenirken bulmuşlar. Sürüklenmemin sebebide elimde tuttuğum koyunun ipini bırakmamam imiş.Yani o gün bu gündür dönemsel de olsa hayatımdan koyun eksik olmadı.

Deniliyor ki Türkiyede koyun sayısı ya da küçükbaş hayvan sayısı son 30 yılda yüzde ellilere varan bir düşüşle 48.6 milyondan 24.9 milyona düştü.

Bu düşüşün altındaki yatan nedenler bir hayli fazlave bunları teker teker inceleyip soruna çözüm önerileri üretmeye çalışacağım, ama ben şimdilik bu güzel hayvanlarla ilgili değişik fotoğraflar yükleyerek işe başlamak istiyorum.

Bakın bakalım aşağıdaki fotoğraflarda kendinizden birşeyler bulabilecek misiniz ?

Posted in Koyunlar | 2 Comments

Tarihçe

Bloğumun adı HAYAL BAHÇELERİ çünkü çocukluğumun ilk yıllarından beri hayallerim hep bahçeler, bahçelerde yetişen ürünlerin dayanılmaz tatları ve bu bahçelerin olmazsa olmazı hayvanlar yani bunların bileşkesi olan çiftliklerdi.

Çocukluğum İstanbul’un çeşitli semtlerinde bir yerden bir yere taşınmakla geçti. Hatırladığım kadarı ile ki tamamını çok iyi hatırlıyorum ilk evimiz Fatih Çarşamba Draman’da Fal sokağındaki 6 numaralı küçücük bahçeli bir evdi. Bu evin 60metrekare kadar da bir bahçesi vardı. Bu evdeki küçücük bahçe bendeki bahçe ve hayvan merakının doğmasındaki en büyük nedenlerden biri idi sanırım. Bir diğer nedeni de şimdi Makedonya cumhuriyetindeki doğum yerim olan İştip ( Stip ) ve İşti’teki bağlar ve bahçeler ile ilgili, evde hasretle, anlatılan konuşmalar idi.

İstanbul da 1955 yılından 1963 yılına kadar sırasıyla, Draman, Fethiye, Kadırga, Langa, Fethiye ve Yeşilyurt ta olmak üzere altı eve taşındık ve bunlardan ilki hariç hiçbirinde bahçe yoktu. Üniversite yıllarında da Ankara’da beş ayrı yerde oturdum, hiç birinde bahçe yoktu. Bahçeler hep hayalimde kaldı.

1986 yılının 22 Nisanında ilk bahçemi ya da ilk gayrimenkulümü İstanbul Kemerburgaz’dan aldım VE HİÇBİR ZAMAN SATMAYACAĞIM DEDİĞİM BU BAHÇEYİ 1999 YILINDA Tekirdağ Muratlı da kurduğum fabrikanın kuruluşunda sermaye olması için sattım yani tam

Hayaller gerçekleştirilirken yeni hayaller kurma nedeni oldu,

2000 Yılında fabrikanın bahçesi ki yaklaşık 47 dönüm idi.  Bu alanda aşağıdaki fotoğraflarda görülen gelişim sağlandı.

 

 

Posted in Genel | 8 Comments